Gebelikte beslenme ve kilo alımı

Gebelikte beslenme ve kaçınılması gereken besinlerin ne olduğu konusu hemen her dönemde gebelerin en çok merak ettiği konular arasındadır.

Gebeliğin bir diğer merak edilen konusu da ne kadar kilo alınması gerektiğidir.

Gebelik sırasında tükettiğimiz besinlerin kalitesi ilerdeki populasyonun sağlığını etkileyecek kadar önemli bir detaydır ve hafife alınmamalıdır. Yetişkinlik döneminde ortaya çıkan hastalıklardan birçoğunun altyapısının henüz anne karnında hazırlanmış olduğunu düşünmekteyiz.

Gebelik boyunca toksoplazma isimli organizma enfeksiyonundan korunmak için ; çiğ et ve çiğ köfte (etli veya etsiz) tüketilmemeli, kedi ve köpekten uzak durulmalıdır (bu dostlarımızın tüylerine özellikle başka havyaların dışkısından toksoplasma bulaşabilir). Evde meyve ve sebze iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir (üzerinde toprak kalıntısı olmamalıdır). Ev dışında hiçbir yerde salata veya yeşillik tüketilmemelidir (yeterince yıkanıp yıkanmadığını asla bilemeyiz!. Evde çiğ et veya kıymaya dokunurken veya bahçede toprakla temas edecek isek eldiven kullanmalıyız. Bu kadar detayın altında toksoplasma enfeksiyonunun tehlikesi yatmaktadır. Bu yollarla bulaşır ve bağışıklığı olmayan insanlarda gebeliğin herhangi bir döneminde anne karnındaki bebeğin beynine yerleşip kalıcı hasarlar bırakabilir. Bulaş olduğu fark edilse bile aktif enfeksiyonun kesin bir tedavisi yoktur .

İşlenmiş et ürünleri özellikle de tütsülenmiş olanlar kanserojendir. Salam, sucuk , sosis ve hamburger tüketilmemelidir (imalatını bilmediğiniz takdirde tüketmeyin).

Beyaz ekmek insanlar için oldukça zararlı bir besindir. Hızlıca sindirilmesi kan şekerini hızlıca yükseltir ve insulinin hızlı yükselmesine neden olur. Bu da bir süre sonra kan şekerini bir anda düşürür ve kısa sürede acıkmayı sağlar. Tam buğday , çavdar veya tahıllı ekmeklerin tüketimi daha sağlıklıdır.

Kepek ekmeği ve siyah çay zararlı olmamakla birlikte demir emilimini bozduklarından gebelikte tüketilmeleri pek fazla önerilmez. Çay tiryakisi olan insanlarda günde en fazla 2 adet açık çay içilmesi uygun olur.

Deniz ürünleri ile ilgili çekincemiz kurşun ve civadan zengin olanların tüketilmesidir. Özellikle denizin dibinde yaşayan balıklar bu ağır metalleri fazlasıyla ihtiva etmektedir. Midye ve büyük balıklar daha fazla ağır metal içerir. Somon, çupra ve levrek tamamen çiftlikte yetişen balıklar olup ağır metaller açısından riskli olmasalar da GDO’ lu yemlerle beslendikleri unutulmamalıdır. Balık yağı olarak bilinin faydalı yağlar bebeğin beyin ve retina gelişiminde önemli roller oynamaktadırlar .

Bitki çaylarının ne yaptığı veya hangi oranda tüketilmeleri gerektiği konusu net değildir. Adaçayının östrojenik etkileri olabileceği belirtilmektedir. Unutulmamalıdır ki bitkisel ürünlerin de yapısını kimyasal bileşikler oluşturmaktadır. Çok abartılmadığı sürece toplumun çok uzun süredir tükettiği nane-limon veya ıhlamur gibi bitkisel çaylar içilebilir.

Kafein yüksek düzeylerde düşük oranlarını veya büyüme gelişme geriliğini artırabileceğinden çok ölçülü tüketilmelidir. İçilecek olan kahvenin çekirdekten üretilmesi ( Türk kahvesi veya filtre kahve gibi ) önemlidir. Suda eritilebilen kahvelerin içeriği belli olmayabilir.

Gebelikte ( mümkün ise gebelikten önce) folik asit, vitamin B12 ve D vitamini seviyelerine bakılmalı ve gerekli ise bunlar takviye edilmelidir. B 12 ve folik asit eksikliklerinde nöral tüp defektleri dediğimiz bir dizi doğumsal anomali ortaya çıkabilir. Mümkünse gebelik öncesinden başlayarak gebeliğin ilk 13 haftasında kullanılmaya devam edilmelidir.

Demir takviyesi çoğu gebelikte gerekli olmakla birlikte demir preparatları kullanılırken süt ürünleri ile aralarında en az 2 saat fark olmasına dikkat edilmelidir. Demir barsaklardan aç karna ve C vitamini ile birlikte alındığı zaman daha iyi emilmektedir.

İçinde koruyucu madde olan , boyar madde olan , ambalajlı abur cubur tüm besinlerden uzak durulmalıdır.

Mümkün ise evde pişirilen sebze ve et yemekleri ile beslenilmelidir.

Gebelik sırasındaki kilo alımı konusu mutlaka BİREYSELLEŞTİRİLMELİDİR .Gebeliğin her döneminde kalori ihtiyacı değişkenlik göstermektedir. Obez bir gebeye uygulamakta olduğumuz beslenme şeklini zayıf bir gebeye uygulamamalıyız.

Normal sınırlarda vücut kitle indeksine sahip olan bir gebenin optimum kilo alımı 9 kg iken maksimum 12-15 olarak düşünülebilir. İlk trimesterde ( ilk 13 hafta ) kalori artışına ihtiyaç yoktur. Sonrasında doğuma kadar bu ihtiyaç giderek artmaktadır. Yaklaşık 24. gebelik haftasına kadar bebeğin gelişimi sabittir ve yaklaşık 600 gr ağırlığa ulaşmaktadır. Bu yüzden ilk 24 hafta aşırı beslenmenin bir faydası olmadığı gibi bebek ve gebeliğin kendisi üzerinde önemli zararları olacaktır.

Bebek annenin yağ depolarından besin elde edemez. Sadece annenin kanındaki besinleri kullanabilir. Bu durumda anne sağlıklı besinleri (protein , yağ ,karbonhidrat, vitamin, lif , elektrolit gibi) az miktarlarda ve çok ara vermeden tükettiği zaman bebek bundan fayda sağlamaktadır.

Toplumdaki gebenin aşırı ve sağlıksız gıdalar ile beslenmesi gerektiği algısı değişmediği sürece gelecek nesiller bundan zarar görmeye ve henüz anne karnındayken hastalık riskleri artmaya devam edecektir. Aşırı kilolu anne adayları çok kontrollü olduğu srece ilk 24 hafta diyetisyen kontrolünde kilo vererek daha sonra da kiloyu koruyarak normal sınırlarda oldukça sağlıklı bebek dünyaya getirme şansları vardır. Unutulmamalıdır ki amaç anneyi değil bebeği büyütmektir!

Yetersiz beslenme de en az bu oranda bebeğe zarar verebilmektedir. Gebelikte anne beslenme konusunda yeterli bilince sahip olmadığını düşünüyorsa veya çok sağlıklı beslendiğini düşünüp buna rağmen aşırı kilo alıyorsa mutlaka bir diyetisyenden danışmanlık almalıdır. Bu durum gebe kontrolsüzce kilo veriyor ise de geçerlidir.

Bize Ulaşın