İlk kez Louise Brown’un 1978 başarılı şekilde Oldham İngiltere’de doğumu ile dünya yepyeni bir tedavi ile tanışmış oldu. Bu yeni tedavi yeni ufuklar açtı ve bebek sahibi olamayan çiftlere benzersiz fırsatlar doğurdu. IVF tedavisinin yaratıcılarından Robert Edwards 2010 ‘da Nobel ödülüne laik görüldü.
IVF ( in vitro fertilizasyon ), kısaca ; yumurta (oosit) ve spermin vücut dışında , laboratuar koşullarında , birleştirilerek embriyo halinde uterus ( rahim) içine transfer edilmesidir.
Bu prosedür bir dizi hazırlık aşaması gerektirir. Öncelikle anne adayının yumurtalıklarının (overler) gonadotropin adı verilen ilaçlar ile uyarılmaları gerekir. Bu ilaçlar insanın beyninden salgılanan hormonların birebir kopyasıdır. Bu ajanlar sayesinde birden fazla yumurta (oosit ) geliştirilerek gebelik şansı artırılmış olunur.
Spermler ise baba adayından, OPU (yumurta toplama) gününde , laboratuardaki numune odasında mastürbasyon yöntemi ile alınır. Azospermi ( hiç sperm olmaması ) durumunda ise TESE gibi bir mikro cerrahi yöntemi ile sperm toplanabilir.
Spermler arasında yapısal ve hareketlilik açısından en iyileri seçilerek mikroskop altında her yumurta içine bir tane olacak şekilde ICSI ( intra stoplazmik sperm enjeksiyonu) yöntemi ile verilir.
Döllenen yumurtalar ( embriyo) belirli aralıklarla mikroskop altında incelenerek en kaliteli olan(lar) seçilir. Bu seçilenler arasından hangisi ve kaç tanesinin rahim içine koyulacağına karar verilir.
Embryo (ların) nun rahim içine transferi ise yumuşak, ince kanüller ile vajinal yol kullanılarak gerçekleştirilir. Transfer işlemi ; fresh (taze ) siklus olabileceği gibi dondurulup – çözülmüş (FET) siklus da olabilir.

Bize Ulaşın