Henüz fetal hayatta iken ( anne karnında) yumurtalıklarda oositler ( yumurtalar ) oluşmaya başlar . 20. gebelik haftasına kadar mu miktar artarak yaklaşık 2 milyona ulaşır. Doğuma kadar azalma devam eder. Bu miktar ergenliğe gelindiğinde 400- 500 bine kadar azalır. İlk adet ( menarş) sonrası her ay ortalama 1000 yumurta kaybedilir. Bunlardan bir veya nadiren iki tanesi dominant olur ve yumurtlama gerçekleşir. Bir kadın üreme çağı boyunca ortalama 400 kez adet görür. Optimum gebe kalma dönemi 20- 30’ lu yaşlar arasıdır. Yumurtaların kaybı 31 yaş sonrasında hızlanır. 37 yaştan sonra bu yıkım daha da hızlı olur. Bu bilgiler ışığında bir çiftin doğal veya üremeye yardımcı teknolojiler ile gebelik elde edebilme ihtimali anne adayının yaşı ilerledikçe azalır. Bir çift bebek sahibi olmak istiyorsa mümkün ise bunu ertelememelidir! Yaşla birlikte yumurtalıkların rezervinin azaldığını biliyoruz fakat bu azalma her zaman 35 yaş sonrasında olmayabilir. Erken menapoz veya Prematür Ovaryan yetmezlik durumlarında infertilite ( kısırlık ) durumu çok nadir bir durum değildir. Aile öyküsüne bakmaksızın bu durum herkeste ortaya çıkabilir. Bu sebepten yumurtalık rezervi rutin kontrollerde değerlendirilebilir. Yumurtalık rezervi düşük olup , evli olmayan, kemoterapi/radyoterapi alması gereken veya gebelik planı olmayan kadınlarda yumurtalar toplanıp dondurulabilir. Ovarian rezervi değerlendirirken FSH veya İnhibin B ‘ nin tutarlı belirteçler olmadığını günümüzde açık bir şekilde bilmekteyiz. AMH ( anti müllerian hormone) ve AF ( antral folikül – yumurta ) sayımı çok daha gerçekci belirteçlerdir. AMH nin 0.5-0.7 ng/ml’ nin altında olması rezervin azaldığı gösteriyordur. AMH değeri çok yüksek ise rezerv iyi fakat ovaryan hiperstimülasyon sendromu riski artmış demektir. Yumurtalık başına AF sayısının 6-8 veya daha fazla olması rezervin iyi olduğunu belirtir. AF’ler bir tüp bebek tedavisinde , her bir yumurtalıktan kaç yumurta toplanabileceğini de gösterir.

Bize Ulaşın